28 Ekim 2008 Salı

Blogspot Yazarları ve Okurları İmza Kampanyası

27 Ekim 2008 Pazartesi

Coming Soon


Şu bizim yasakçı zihniyetin yemiş olduğu boktan sonra bu hafta sonu oturdum kendi site çalışmalarıma başladım. Çok uzun zamandır aklımda olan gerçekleştirmek istediğim bir projeydi. Çok kapsamlı veya çok güncellemeli bişi olmicak ilk zamanlarda ama en azından benim adımı taşıyan ve bu aptalların en ufak saldırısında rahatça kendi kanatları altıma alabileceğim birşey olucak. Tamamen bana ait ve tamamen beni anlatır. Diğer şeyler için blogumu ayakta tutmaya devam edicem. Futbolla ilgili Beşiktaşımla ilgili sanatın tüm kolları ile ilgili olan yazılarımı ve yazıları paylaşmaya devam edicem. Kendi sitem sadece bana özel olan şeylerin yeralacağı bir yer olucak anlicanız.
Şimdilik adres veremiyorum. Çünki adını ne koymalıyım karar veremedim.

DNS Ayarlarıyla Oyna Özgürlüğü Yakala


Eskiden OpenDNS ayarları ile bu yasakçı zihniyete kafa tutabiliyorduk. Bende blogumda herkese bunu önermiştim. Ama ne yazık ki onunda önlemini almışlar sanırım. Size tavsiyem makinenizin DNS ayarlarını OpenDNS'ten çıkarıp 4.2.2.1 ve 4.2.2.2 DNSlerini kullanmanız. Bu ayarlamadan sonra geri kalmış ülkemizde belki bir iki adım ileri gidebiliriz. En azından ne yaparlarsa yapsınlar onlara kafa tutabildiğimizi onlardan korkmadığımızı gösterirler.

Windows XP Kullanıcıları için DNS Ayarları:
* Başlat menüsünden Denetim Masası sekmesine tıklayın.
* Denetim Masası penceresi içerisinde Ağ Bağlantıları sekmesini tıklayın.
* Ağ Bağlantıları penceresi içerisinde internete bağlandığınız bağlantı isminin üzerine gelip mousen sağ tuşuna tıklayıp Özellikler kısmına girin.
* Özellikler penceresinde İnternet İletişim Kuralları (TCP/IP) sekmesini seçip altında yer alan Özellikler butonuna tıklayın.
* Açılan pencerede alt kısımda yer alan Otomatik DNS kısmını manual yapıp Yeğlenen DNS Sunucu kısmına 4.2.2.1 onun altına yeralan Alternatif DNS Sunucu kısmına 4.2.2.2 yazın ve özgürce internette dolaşmaya başlayın.

11 Ekim 2008 Cumartesi

Kimse Kaldı mı?

Önce sosyalistleri topladılar
Sesimi çıkarmadım,
Çünkü ben sosyalist değildim.
Sonra sendikacıları topladılar,
Sesimi çıkarmadım,
Çünkü sendikacı değildim.
Sonra Yahudileri topladılar,
Sesimi çıkarmadım,
Çünkü Yahudi değildim...
Sonra beni almaya geldiler...
BENİM İÇİN SESİNİ ÇIKARACAK
KİMSE KALMAMIŞTI!...


Papaz Martin Niemöller

!!!!!

İstanbul Sarıyer'de dergi dağıtırken polis tarafından 10 gün önce gözaltına alınan ve tutuklandıktan sonra beyin kanaması geçiren Engin CEBER dün hayatını kaybetmiştir.

İşkence yaşadığımız coğrafyanın vazgeçilmezi unsuru. Ve bu unsura maruz kalan herkesin hayatında, bedeninde veya kişiliğinde tarifi olmayan acılar ve izler bırakan, artık kronikleşmiş bir devlet hukuku olan muameleye bir can daha verildi. Ne ilk ne de son olan kişinin adı Engin CEBER. Söyliyecek sözüm yazacak kelimelerim olmadan ve artık işkencenin son bulacağı umudu taşımadan umudu,  güzel yarın düşlerini burda bırakıyorum. 

8 Ekim 2008 Çarşamba

Beşiktaş:0 Devam Eden Hayat: 1

Ertuğrul Sağlam istifa etti. Etrafımdaki fanatiklik düzeyinde olsun, taraftarlık düzeyinde olsun bütün Beşiktaşlılar arasında bir durum yoklaması yaptım. Herkes inanılmaz derece de etkilenmiş. Özellikle Sağlam'ın basın toplantısında ki hali tavrı, yönetimi bombalayışı, paraya tenezzül etmeden istifayı basarak Beşiktaşlılık duruşundan tekrar bahsetmesi vs. vs. nedenlerden dolayı. Forumlarda da herkes yönetim istifa, Sinan Engin defol diye haykırmaya da başlamış. Gazeteler Adam Gibi Geldi Adam Gibi Gitti Helal Olsun manşetleriyle duyurmuş haberi. Bunların hepsini biliyosunuzdur. Ben sadece yazıma başlamadan önce tekrardan hatırlatmak istedim. 
Şimdi kendi düşüncelerime gelince. Olaylara en kolaycı yanından duygusal olarak bakmak istemiyorum. Duygusal olacaksam bu sadece Beşiktaşımın düşürüldüğü hale üzülmek, geleceğe olan karamsar bakışımda etkisini gösterecektir. Yoksa herkes gelip geçicidir. Bizde dahil olmak üzere tabii. Kalıcı olan tek şey Beşiktaş'tır. 
Fakat ne hikmetse kendini Beşiktaş'tan daha kalıcı olduğunu sanan bir yönetim etrafında yaşanan bu olaylara tepkisiz kalmaya, sessizliğimizi, sukûnetimizi koruma gayreti içerisindeyiz. Başta benimde içinde bulunduğum kapalı tribün taraftarının bu sessiz duruşuna bir türlü anlam veremiyorum ki bu kapalı tribün taraftarının başını çeken başta Çarşı grubu olmak üzere diğer grupların hali tavrı bence bulunduğumuz durumun baş sorumlusu. Evet belki bizler oy kullanamıyoruz, paramızla insanların nasıl konuşup nasıl tartışıcağını belirleyemiyoruz. Ama elimizdeki yegane güç olan taraftarlığımızı, takıma katkısı olan motivasyon sağlama olayını da sağlıklı bir şekilde kullanamıyoruz. Sanki bizim başımızda da basiretsiz aynı zamanda çıkarcı insan toplulukları mevcut. Bu söylediklerim anlık değil son iki sezonda birebir şahit olduğum veya yaşadığım olayların sonucunda elde ettiğim gözlemlerime dayanıyor. Bir popülizm dalgası içerisinde kendimizi aynı yönetim gibi kalıcı, Beşiktaş'tan ve tüm diğer taraftar gruplarından daha büyük daha ulaşılmaz görüyoruz. Böyle düşündükçe de bu tavrımıza, olaylara yaklaşımımıza direkt sirayet ediyor. Bu durumdan rahatsız olan ufacık bir tepki gösteren bile hemen dışlanıyor.
Yani kısaca anlatmak istediğim bu yaşananlar sadece yönetimle, demirörenle, sinanla sınırlı değil birebir Beşiktaş'ı seven O'nun için deliren, çıldıran bizlerin de suçu. Umarım önce biz kendi üzerimizde ki ölü topraktan sıyrılır ve gerçekten elimizden gelenin en iyisi ile bu yaşanan olaylara dur diyebiliriz. Yoksa hayat devam eder ve biz sadece filmi tekrar tekrar baştan izlemenin vermiş olduğu bıkkınlık ile ah-vah etmeye devam ederiz.

5 Ekim 2008 Pazar

Champions League

Futbolla ilgili fon müziklerinin linklerini yayımlamaya devam ediyorum. Bunu yaparkende artık hemen hemen herkesin kulağının aşina olduğu, stadda dinlerken keyiflendiği Şampiyonlar ligi müziğini atlamak olmaz. Alın size linki, alt tarafta da sözleri mevcut. Merak edenler için.

Ceux sont les meilleurs equipes ,
Es sind die aller besten Mannschaften
the main event .

Die Meister , die Besten ,
les meilleurs equipes
the champions .

Les grandes et les meilleurs !
Eine grosse stattliche Veranstaltung
the main event :

These are the men ,
Sie sind die Besten ,
These are the champions !

Die Meister , die Besten , les meilleurs equipes , the champions .
Die Meister , die Besten , les meilleurs equipes , the champions .

Avatar The Last Airbender -Summer 2010-

Sicko

Pazartesi 21.00’de NTV’de

1 Ekim 2008 Çarşamba

Futbol Kulübü - Football's Coming Home

Sizi bombardımana tutmuş gibi hissediyorum kendimi. Görmemişin IPhone olmuş ne yapacağını şaşırmış diyosunuz kesin biliyorum. Ama inanın ki nette gezinirken dikkatimi çektiği için fon müziklerinin linklerini bloga ekleme ihtiyac duydum. Çoğu mazlum ya tam olarak ne aradıklarını bilmiyolar ya da soru soracak mecrayı doğru seçmiyolar. Bende bi sevap işleyim durumuyla giriştim rapid linklerini aramaya. Bulduğumu da koyuyrom bloga işte. Şimdi sırada habertürkte her pazartesi çok güzel 3 insanın birlikte yapmış olduğu Futbol Kulübü programı fon müziğine. Müzik Euro 96'nın resmi şarkısı. Bilmeyenler için küçük bir not işte.

NTVSpor - Euro Gol Müziği

Dedim ya IPhone zil seslerini değiştirmekle uğraşıyorum. Futbol hastasıyım bide. Haliyle zil çalacaksa da illa bana futbolu hatırlatacak. Neyse uzatmiyim. Delisi olduğum NTV yayın kurumunun o güzeller güzeli kanalı NTVSpor'un Euro 2008'de gol görüntülerini gösterirken kullandığı fon müziğine taktım kafayı. Aradım taradım sonunda tvden güzelce kayıt edilmiş halini buldum. Hemen yolladım telefona. Artık beni aradğınızda bilin ki telefon çalarken ben Robben'in, Torres'in veya Villa'nın gollerinden birini hatırlıyorum.

IPhone Ringtones

IPhone aldık ya hemen başladık zil seslerini değiştirme işine. Makine bi acayip. Haliyle de zil sesi yapacaksan öyle şarkı yükleyip bu zil sesim olsun diye secemiyorsun. İki gün aradım taradım sonunda bu güzel programı buldum. Şarkıyı ister kesip biçip, ister tamamını iphone zil sesi yapabiliyosun. Programcığın adı IPhone Ring Tone Maker (edit). indirin güle güle kullanıverin artık.

IPhone'lu Günler

Teknoloji fakiri ülkemizde (ki bu olanaklarla ilgili değil tamamen düşünce sistemini bağlıyo) bi IPhone çılgınlığı almış başını yürüyo. Aldığım duyumlara ve televizyon görüntülerine bakılırsa herzamanki gibi bu durumunda tadını kaçırdığımız belli. Hani diyebilirsiniz ki ulan böyle atıp tutuyonda sen onlardan farklımısın? Tabi ki değilim. Sonuçta bu toplumun bi ferdiyim ve bu toplumda gördüğüm, yaşadığım bildiğim şeyler üzerinden hayatıma yön veriyorum. Neyse fazla uzatmiyim. Sonuçta bu mereti bende aldım. İlk gün olmasa da ikinci gününde. Fırsatım veya şansım olsa daha önce sahip olurdum ona. Getirtirdim gavur ellerden atardım havasını. Çünki bu mereti aynı facebook benzeri ne bir televizyon haberinden ne de birinden duyarak haberdar oldum. Kimse bilmezken millet bi yandan cep telefonu bi yandan mp3 playerlarıyla ugraşırken sabırla bekledim.
Teknolojiyle ilgili olarakta deli bir Apple ve Google savunucusuyum. Adamlar birşey çıkardımı da kesin çevrede ilk önce benim haberim olur. Adamları seviyorum. Hem onları hem teknolojilerinin hem yeniliklerini hemde tasarımlarını. Sözün özü hayırlı olsun isterim bu olayın. En azından aldığımdan beri kurcalaya kurcalaya bi hallere soktuğum bu aletle ilgili olarak blogumda linkler verip ele güne yardımcı olmaya çalışıcam.