Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2011 Pazartesi

Semih Erden? Deron Williams?

Galibiyet güzel.. Fenerbahçe ÜLKER'e karşı alınması daha anlamlı..
Ama bu kadro bana bir şey ifade etmiyor. Heyecanlandırmıyor. Bu yönetimle futbolda olduğu gibi basketbolda da günü kurtarıyoruz sadece.. Deron Williams, Semih Erden vs... Salonlar doluyor. Hasılatlar akıyor. Milangaz büyüyor.
NBA lokavtı bittiğinde Milangaz büyümeye devam edecek.. Peki ya Beşiktaş?

4 Kasım 2011 Cuma

Ömürsün Beşiktaş

Biri bana bundan 5-6 ay önce "Egemen'in resmini alıp şu blog'a koyucaksın" dese okkalı küfrü sallar giderdim. Hayat işte... Adam çatır çatır oynuyor arkadaş! Ötesi yok... Topçuluğu ve karakteri hep itici geldi.. Ama adam işi biliyor. Rakibini sindirmesinin yanında kanımca en önemli özelliği "defanstan tek pasla oyun kurarak top çıkarması".. Bu da O'nu vazgeçilmez kılan en mühim husus belki de..

Bu akşam ki maçın son 1 dakikası Beşiktaş Futbol Takımı'nın karakteristik özelliğini o kadar iyi anlatıyor ki aslında.. Bu takım insan hayatına zararlı neşriyat.. Çocuklardan uzak tutmakta fayda var.


Son yıllarda olmadığı şekilde istikrarlı bir kadro yapısı oturtulmaya çalışılıyor Beşiktaş'ta.. Şöyle bir çırpıda sayabileceğimiz bir kadronun var olması ne hoş bir hissiyatmış.. Özlemişiz.. Aynen devam.. Darısı uzun vadede başarıya...

28 Ekim 2011 Cuma

Cefa


Ben Seni acılarınla sevdim...

İstikrar ve Ernst.. Quaresma?



Şüphesiz son yıllarda şahit olduğum ligimizin seyir zevki en yüksek derbisiydi.. Tüm topçulara helal olsun. Evet; Carlos Carvalhal yanlışlarından her geçen maç dönüyor. Kafamdaki kadro tamamen sahadaydı.. yalnızca Aurelio-Necip tercihini öngörememiştim. Bu takımın ideal geri dörtlüsü budur, mümkün olduğunca bozmamak lazım.. Carlos Carvalhal'ın savaşçı Hilbert'e formayı vermesi ve yabancı kontenjanını ona göre ayarlaması doğru karar. Aurelio Alex ile adam adama oynadı. Geri dörtlünün önünde emniyet subabıydı. Alex'i kitledi. Ernst'in neden Beşiktaş Takım karakterini yansıtan bir topçu olduğunu dün akşam bir kez daha gördük.. Hırs, mücadele, azim, savaşçılık.. Dahasına gerek var mı? Fazlasıyla hayranı olduğum genç Necip'in oyuna girdikten sonraki diriliği ve takıma getirdiği dinamizm beni mutlu etti.


Ama...


Quaresma.. Birilerinin artık Quaresma'ya Portekizce "istikrar-devamlılık" kelimelerini açıklaması, anlatması lazım.. Caner'in bu kadar etkin olması salt iyi topçu olduğundan değil, Quaresma'nın Hilbert'e hiç yardıma gelmemesi, adamını kovalamamasından kaynaklandı. Garibim Hilbert Caner ve Ziegler ile tek başına savaştı.. yılmadı.. elinden geleni yaptı.. Yediğimiz 1.golü dikkatli izleyin.. Quaresma'ya bakın.. Ne demek istediğimi o kadar iyi anlarsınız ki.. Simao bu sezon ilk defa kıpırdandı.. Ama yetmez.. Devamlılık ve istikrar şart!


Beşiktaş'ı ve Carlos Carvalhal'ı sakin ve sabırlı bir şekilde izlemek lazım.. Yanlışlarından arınan bir görüntü sergiliyor hoca.. Beşiktaş'ın özü olan mücadele ruhu, savaşçılık, hırs, azim sahada görülmeye başlandı.. Oyun içinde pısırık ve silik topçulardan formayı alarak, savaşçı karaketere sahip topçulara forma verilmesi ilk emareler.. Eksik olan ise istikrar.. 90'lı yıllardan beri Beşiktaş oyun içinde ve sezon içinde kesinlikle bir istikrar oturtamadı.. Kimler geldi ne hocalar gitti ama olmadı.. Sadece 100.yılda bir istikrar vardı..


Sonuca gelirsek; galip gelememek beni çok üzdü.. Çünkü çok yaklaşmıştık.. Hak etmiştik.. Ama Fenerbahçe'nin de galibiyete yaklaştığı pozisyonlar oldu.. Maçın hakkı beraberlikti.. Ama mücadele gücü ve azim olarak Beşiktaş maçın galibi oldu.. Bu da bana yeter, ileriye ışık verir..

27 Ekim 2011 Perşembe

Vur+Kır+Parçala=Kazan!


Necip heyecanı.. Pascal hırsı.. Ernst azmi.. Yeter ki isteyin, yeter ki mücadeleden yılmayın bu akşam.. O heyecanı kaybetmeyin..

Sizlerden sahada her şeyi yapmanızı beklemiyoruz... ama; sahada her şeyinizi ortaya koymanızı istiyor, umut ediyoruz...

Bu akşam da salt beklentimiz bu olacak.. Beşiktaş Taraftarı'nın oyuncusundan beklentisi hep bu oldu.. Bu akşam da farklı bir isteğimiz yok. Çıkın, koşun.. Onları sindirin!

İşte o kadar!!

26 Ekim 2011 Çarşamba

Bir Ayıp Daha






Henüz 19 yaşında Beşiktaş'a transfer olup aralıksız 15 yıl formasını terleten, büyük emekçi, hala hepimizin büyük özlemle andığı o altyapı ürünü kadronun efsane geri dörtlüsünün Ulvi'si stoper Ulvi Güveneroğlu altyapı koordinatörlüğü görevinden apar topar alındı. Daha da acı olan 2. başkan Metin Keçeli'nin bu olayı basın aracılığıyla öğrendiğini deklare etmesi...


2004 yılından beri hemen her gün bize yaşattıkları yönetim bazlı bu fiyaskolardan artık midem bulanıyor. Daha kim bilir dışarıya aksettirilmeyen ne kepazelikler var.


Ama gün gelecek, tarih tek işleri güçleri ve dertleri koltuk sevdası olan bu art niyetli ve beceriksiz yönetici müsveddelerini unutmayacak, BİZLERE YAŞATTIKLARI BU SİYAH GÜNLERİN hesabı sorulacak!

31 Mayıs 2011 Salı

Ali Kuçik


Rakamlar, meblağlar beni ilgilendirmiyor arkadaş!


Hangi topçuyu kaça sattık, öbürünü kaça aldık, bonservis ne kadar ödedik.. benim için hepsi tırıvırı...


Düşünsenize... Ununu elemiş, eleğini asmış, amaçsız, ne idüğü belirsiz Nobre Beşiktaş'ın vazgeçilmezi olmuş, öz evlatlar TAKASTA kullanılırken...


Yetiştiriyoruz, ve bedavadan veriyoruz... Verecek başka oyuncu mu kalmadı yahu? Malum transfer haberini okurken hanginizin yüreği cız etmedi Ali'nin ismini görünce?


Beşiktaş Yönetimi'ne " basiretsiz " derdim... Artık " basiretsiz " lafı da az kalıyor...


Bu yaptıklarınız düpedüz suiniyet!!! Artık başkaca bir düşünce gelmiyor aklıma.

20 Aralık 2010 Pazartesi

Mutluluğun Resmi...


Ya şu resme bakıpta yok liderden 14 puan gerideymişiz yok umut vermiyormuşuz diyorsanız hala söyleyecek çok fazla şey yok... Ben bu resmi gördükten sonra hiçbirşey umrumda değil artık. Her baktığımda daha bi güzel geliyor.. Takım sıkıntıda olabilir. Puanlar kaybedilmiş olabilir. Ama bi dönün çok uzağa değil bir kaç yıl öncesine dönün.. Kim cesaret ederdi Ali Kuçik'le Necip'le ilk onbir çıkarmayı, kim düşünebilirdi Guti gibi kariyerli birinin bizi bizden çok sahipleneceğini, kim diyebilirdi Shuster gibi zamanında Cruyff'un bile beğendiği bir hocanın Beşiktaş'a gelipte ölümüne hücum futbolu oynatacağını... Bırakın herşeyi... Bırakın kaybedilen puanları düşünmeyi.. Bırakın stad da birbirlerini vuran amigolar için bağırmayı, pankartlar açmayı... Gelin şu takımı izleyin. Keyif alın ve gurur duyun. Guti'nin liderliğini, Quaresma'nın parmak ısırtan hareketlerini, Ernst'in cesuryüreğini, Necip'in, Ali'nin, Cenk'in geleceği şekillendirişlerini, Ersan'ın gayretini izleyin..İnanın herşey, dünya daki herşey gözünüze daha bi hoş gelecek. Yenilsekte, yensekte... 

13 Ağustos 2010 Cuma

İkiyüzlü!

Beşiktaş'ımla ilgili bir şeyler karalamayalı baya bir vakit olmuş. Bunda en önemli etken sanırım bu sene kombine almamaya gayret gösterme niyetim. Bu gayretin asıl sebebi de hem biraz maddi hem de Beşiktaş'ımın gün geçtikçe içine düştüğü -ki daha doğrusu kuyunun içine çekildiği- popülist zihniyetti. Ben Beşiktaş'ımı kupalar yüzünden ne de aldığı galibiyetlerden sevdim. Bana göre Beşiktaş beni öğrendiğim, bildiğim haliyle yani özkaynağıyla, efendiliğiyle güzeldi. Ama işte zaman geçtikçe her güzel şeyin bir sonu olurmuşçasına bu günlere tanıklık etmeye hem de bunu işin kalbinde İnönü'de yapmaya başladık. Buna yürek dayanmıyordu anlıyacağınız.

Neyse gel zaman git zaman büyük başkanımız! bu popüler kültürün ikonlarının en genci  olan Quaresma'yı aldı getirdi. Bunu yaparken de daha düne kadar haykırarak onu yok sayanların, sevmeyenlerin gönül kapılarını açıverdi. Gönül kapısı açıldı ya aslolan içine girmekti dışardan bakmak değil. Bunu da Madrid'in en güzel adamalarından biri olan Guti ile yaptı. Kimse bu duruma dur demedi. İstemedi. Ben bile yumuşamaya başladım. Çünkü ben bu oyunu, oyun olduğu için sevenlerdenim ve bu oyun ne kadar güzelleşirse o kadar eğlenir mutlu olurum. Zaten bu dünya da beni mutlu edebilen birkaç şeyden biri de Beşiktaş'ım varlığıdır. Ama ne olursa olsun ben hala gönlümün kapısını açmadan Yıldırım Demirören ve tayfasına. Benim kalbim futbolun dilencisi İbrahim Altınsay'da, mahallemizin büyüğü Cem Dizdar'da... Bu gibi futbolu seven, futbolu bir oyunun ötesinde görmeyen insanların Beşiktaş'ımı eski günlerde ki gibi halkın takımı sıfatı kazandırabileceğini düşünüyorum. O nedenle ben 2 sene önce verdiğim sözün arkasında durmaya devam edicem içim yana yana. Çünkü ben bu sözü tutmaya devam ettikçe Beşiktaş'ım için istediğim tüm o güzel şeyler hayalden öteye geçmeyecek. Bir futbolcu bir futbolcuyu, bir antrenör bir antrenörü kovalayıp duracak Tüm bunlar olurken de o taraftarlar olduğu yerde durup bir YETER! diye bir YETMEZ! diyerek günü birlik destek günü birlik köstek olacaklar. Zaten her şeyden öte tüm kötülüklerin anası bu ikiyüzlülük değil midir?

Bu arada merak edenlere; bu sene de yine kombine kartımı aldım. Geç oldu, güç oldu, zor oldu ama oldu işte. Televizyon başında bir Villareal maçı izlemem canıma tak etmesine yetti de arttı. Özellikle de Madrid'in güzel çocuğu Guti'yi  siyahlar içinde gördükten sonra.O nedenle bende ikiyüzlüyüm. Ne deseniz de kabulüm. Sizden tek ricam benim gibi ikiyüzlü olmayın, BAŞKA(SI)NIN ADAMI OLMAYIN!

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Bir Umudum Sende Anlıyor musun...


A2 Takımı Fenerbahçe ve Galatasaray'ı geride bırakarak Marmara Grubu şampiyonu oldu. Sırada Türkiye Şampiyonluğu maçları var...
İlk fotoğrafta kupayı alırken sol tarafta mavi gömlekli şahıs alt yapı manyağı Beşiktaş sevdalısı Yemen Ekşioğlu...
Eksik kalmaz, kalamaz :)

16 Mayıs 2010 Pazar

14 Mayıs 2010 Cuma

Sıktığın Yumruk!

Yatıyordu...
Tertemiz, masum.
Yatıyordu...
Tüm sevdalara aç yüreği çatal.
Yatıyor,
Ve Azrail'e direniyordu

Baba bilmez, ana bilmez Bir hastalığın lanetindeydi.
Baba yüreği alev alev.
Nereden bakarsan yangın.
Bebe hatırlamaz, ona mı yansın
Hastalık kulaç kulaç, ona mı?
Yoksa bir ''baba'' demez, ona mı
Derken;
Daha yar üstüne değmemiş dudaklarından bir fısıltı düştü odaya.
''Beşiktaş''

Nereden düşmüştü aklına?
Sanki yastığı altında saklamıştı.
Belki de sol yanında...
Baba panik içinde
Bir dost aradılar.
Derdime bir çare, deva şu halime.
Çarşı'sına hastaydı bir de,

Tavdı...
O yaşında ne çok şey biriktirmişti...
Sanki yumruğunun içine saklamıştı,
Vurdukça çoğalsın diye.
Der ya şair;
''Aşk olsun sana be çocuk, aşk olsun.''

Uçakla getirdiler İstanbul'a.
Amokachi gibi...
Maça çıkardılar.
Dişinin sancısında sanki bu anı bekletmişti.
Formasını da giydirmişlerdi.
Toraman abisinin önünde verdi pozunu.
''Ölsem de gam yemem.'' der gibiydi.
Ay gibi parlayan yüzü.

Döndü...
Baba rahatlamıştı, yapabileceğini yapmıştı; ama...
Nafile sevdalar.
O nur yüzlü çocuk gidiyordu,
Göz göre göre.

Kitlendik...
Hiçbirşey yapamadık, iyi mi?
Telefon çaldı.
''Kaybettik'' dediler.

Ah be çocuk;
Üzüldüysem namerdim.
Üzülmek senin gibi Beşiktaşlıya ihanettir.
Sıktığın yumruğu aç be çocuk
Sıktığın yumruğu aç...

Alen MARKARYAN

Beşiktaş Seninle Ölmeye Geldik



Sevdalı yüreklerde beyaz sürgünler
Halayla, türkülerle sevdi bu kalpler
Yıldızlar tutuştu siyah beyazla
Marşlarımız ağlasın Kartal aşkıyla

Beşiktaş seninle ölmeye geldik... Beşiktaş
Gücüne güç katmaya geldik
Formanda ter olmaya geldik
Beşiktaş seninle ölmeye geldik... Beşiktaş

Barbaros Meydanı'nda dün gibi sevdan
Derin bir nefes çektik Abbasağa'dan
Bir umudum sensin anlıyor musun
Hayat yaşanmıyor senle olmadan

Beşiktaş seninle ölmeye geldik... Beşiktaş
Gücüne güç katmaya geldik
Formanda ter olmaya geldik
Beşiktaş seninle ölmeye geldik... Beşiktaş

Sezon sonuna geldiğimiz şu günlerde bomba gibi patlayan bir beste... Tribünde söylerken insan efkarın dibine vuruyor, tüyler diken diken...
Gelecek sezon hakkı verilir bu bestenin.

" Sen benim her gece efkarım " ile aynı konseptte, ama kanımca daha arabesk ve daha romantik :)
İngiliz holiganların yaptığı damar bestelere selam olsun!

Mp3 formatında bilgisayarınıza indirmek için:
http://rapidshare.com/files/418236434/besiktas-seninle-olmeye-geldik.rar

11 Mayıs 2010 Salı

Sıra Sende...

Seni hiç sevmedim. Hele hele o güzelim 21 numaralı formayı giydikten sonra iyice katlanılmaz oldun benim için. Hayırlısı ile Sıra Sende. Bu güzelim formaya yakışmayan adamlardan birisindir. Her ayağına top geldiğinde de o samimiyetsizliğini, o ukalalığını tekrar tekrar izlettin bana tribünde. Sende gidince arkandan çok ahlar vahlar edilecektir ama biliyorum ki zaman senin nasıl bir futbolcu olduğunu da gösterecektir. İşte o zaman senin gibileri için söylenen malum sözler tekrardan büyük harflerle söylenecektir.

Deli Oğlan...

Bu da gitti. Aydın gibi, Serdar gibi... Ama nedense diğerleri gibi içimi acımadı bu sefer. Nedendir bilinmez dicem ama nedeni belki samimi olmaması, belki aklını çalıştırmaması olabilir. Şu güne kadar yaptıklarıyla zaten üzdü bizi. Bekledik sabırla. O inatla başına buyruk kendi bildiğini okudu hep. Ama iyisiyle değil kötüsüyle yaptı herşeyi. Biliyorum ki ilk Beşiktaş maçında canını dişine takacak. Atıcak golünü. Varsın atsın. Hem de 1 değil 2 değil 3 tane atsın. Umrumda değil. Nasıl Burak Yılmaz'ı iyisiyle hatırlamıyorsam O'nu da öyle hatırlicam.

5 Kasım 2009 Perşembe

Ben Buna AŞK Diyorum...

Hayatın içerisinde yalnız olduğumu hissettiğim anların tek ilacı Beşiktaş. Tribün de olmak, kendim gibi olmak, kayıtsız şartsız bir sevgiyi hissetmek inanılmaz aynı zamanda da anlatılmaz bir duygu benim için. İşin stresi, üst üste gelen aksilikler, yorgunluk, mutsuzluk herşey o koltukta yerimi alınca unuttuğum şeyler. Evet Beşiktaş çok kötü, berbat bir yönetim, ruhsuz oynadıklarına inandığımız adamlarla dolu belki ama yine de benim için tek sığınak. Her ne olursa olsun gücüm yettiğince yerimi kimseye kaptırmayacağım, ister renkli takım tutsun isterse benim gibi siyah-beyaz'a aşık olsun tüm dostlarımla paylaşmaya devam edeceğim yer Beşiktaş.
Bugünler veya gelecek çok karanlık olabilir ama günler ne kadar kararırsa kararsın ben her zaman ki gibi Beşiktaş için orda olmaya devam edicem. Kimin ne söylediği, kimin ne yazdığı veya düşündüğü umrumda olmadan Beşiktaş'ı sevmeyi, yeri gelince avazım çıktıkça bağırmayı, yeri gelince ıslıklamayı veya sövüp savmayı eksik etmicem.
Ben buna AŞK diyorum başkası ne der bilmiyorum ama her AŞK'ın için de olacak ve olması gerekenler bunlardır benim için. Bir AŞK'ın içinde zaten olmazsa kötü günler onun Gerçek AŞK olduğuna inandıramazsınız zaten beni...

22 Ekim 2009 Perşembe

Sergen ve A2


Salı günkü Kasımpaşa A2 maçından... :)

Ferrari


Sezon başında söylediklerimin hepsini yutuyorum...
Tükürdüğümü de yalıyorum!

Helal olsundur...